Monday, April 26, 2010

April 26th 2010 and Photos...

Click Me! or Tıkıla! or Clique Moi! for Photos

Burada sezon değil bunu herkes biliyor, ben de dün gece gelince ögrendim! Bir tek 30 dereceye kadar çıkan sıcaklık sezonsuz sezonluk olmuş, FYI, benim için bu kadar ısıya gerek yok.

Yolunu şaşırmışlar plajda güneşlenirken yanlarından buldozerler ve kepçeler geçiyor, tozu dumana katıyor kimse banamısın demiyor… İnsanların ya tahammülü (hoşgörüsü) artmış, ya da zaten bunlar da “farketmeeeez” jenerasyonun bir kolu… Belki de sadece Fransız bunlar!!!

Galiba Türkçe’de bir laf vardı… “Fransız kaldım” gibi bir şey. Şimdi anladım ne demek olduğunu. La-kayıt! Birisi bu kadar kayıtdışı hayata karşı maliye veya zabıta yollasın buraya! Sigara içebilir miyim diyorum… Mais bien sur! diyorlar ama kültablası yok… Bekleme gelmiyor da! Çok işim var ama yapmak istemiyorum, yaparsam da sana lütufdur bilesin diyorlar. Tamamsın ağamsın, paşamsın diyorum. Ne ağa biliyorlar, ne paşa… Bence burada çalışan l’etrangeeeeeee olmasa burası pek de dönermiş gibime gelmiyor. Neyse let’s rant on French day değil bugün… ama bir şey daha herkeş French konuşmak mecburiyetinde midir? Öğrenseydi her köyden bir kişi English, menglish ne de iyi olurdu…

Bir Carrefour bulana kadar 55km yol yaptım (asıl mesafe 5km). Yollar hep kapalı ama bilgi olarak sadece “bu proce için 220 Milyon Euro harcanıyor!” bilgisi var her yerde. Gitmek istediğin ve kapalı yollara alternatifi kendin üret be abicim diyolar! Bu kaaa para harcıyos yani!

Carrefour’a vardığımda o kadar bitap düşmüştüm ki… intikal yavaşlamış bir şekilde… “Gözünü sevdiğim Globalizasyon ha Carrefour Altunizade ha bura… Bir tek insan sayısı az!” demişim kendi kendime. Günün bilançosu: temizlik malzemelerini aldım… Ama bir daha Carrefour bulunabilir mi?! Allah büyük!

Teknede öğleden sonra sabaha kıyasla gelişme var… Yelkenler takıldı… Çamaşır makinasının yeri tespit edildi, aslen sabitlenmiş yerine ama birden sorunca teknede bulamadılar… Pascale denen zat ile aramda geçen konuşmada adam erken geldin beni çok nervous ettin dedi… Ben de “İşte ben böyleyim” diye bir şarkı söyledim ona. Ayrıca dua et babam gelmedi dedim!!! Hahahaha... Neyse onu da kafaya almayı başardım ama tekneye taktıkları çakma BOSE ki benimki BOSS diye yazılıyor, acil değişmeli diyince... “Mais, mais, mais...” deyu meledi. Ben bunları baya meeeletip burdan yola çıkacağım gibi görünüyor...

Sevgili kuzenim, bana yahu lisan mı kalmadı niye teknene Rumca bir isim koydun demişti... Canım kuzenim, ya ne edeydim French mi koysaydım!

Şimdi dinlenme zamanı, otelin yıldızları kadar az sayıda ve sadece Fransızca kanalları olan odamda çalışmalarıma devam ediciğim...Listeler... Listeler... Listeler...


No comments:

Post a Comment